Sohbet Adabı

Sohbet Adabı

Allah Teâlâ’nın rızâsını kazanmak için yapılan sohbetlerde, fuzûli sözler edilmez. Çünkü bu manevî feyz-i ilâhînin nüzul etdiği manevi sofralardır. Bu sofraya giriş edeb ile çıkış da edeb ile olursa istifâde edilmiş olunur. Dünya kelâmına yer verilmez. Ayet-i kerime ehâdis-i şerife ve ashâb-ı kirâm ve evliyâullahın menâkıbları, güzel halleri ve nasihâtları okunur. Meclisde kıraeti düzgün bir kimse mevcûd ise onun aşr-ı şerif okumasıyla başlanır.

Bu sohbetleri dinleyen can kulağı ile yani her türlü karanlıkdan kendini muhafaza ederek dinlerse, hem hal, hem kal sahibi olmuş olur. Yazıb çizmeden, kalem mürekkeb kullanmadan âlim olur. Çünkü diğeri kitab ve defterde kalır. Bu ise dimağda, hafızada kalır. Bu davranışlar sonunda dinleyen bilgi sahibi olur. Fakat âlim olduğunu kendisi de bilmez ve böyle bir iddiada bulunmaz.

Sohbetlere saatinde başlayıb gene vaktinde bitirmek gerekir. Lüzumundan fazla uzatmak muvafık değildir.

Sohbet ayrılışında nasıl ki, insan yabancı bir memleketde olsa ve oranın lisanını bilmediği için, işini bitirdikten sonra oradan sessizce ayrıldığı gibi hal hatır sormadan “Esselâmü aleyküm” demek kâfi gelir. Çok kimseler bu hususa dikkat edemezler. Aldıkları feyz ve huzuru hemen kaybederler. Yani elleri boş dönmüş olurlar.

Sâlikler gece evrâdlarına devam etmekle beraber sohbetlerini de ihmâl etmemelidirler. Sohbet diğer yapılan zikir ve evrâdın mütemmimidir, denilmektedir. Yani diğer ibadetlerin tamamlayıcısı manasınadır. Sohbetlerde, dünya kiri ve muhabbeti gönülden çıkar. Onun yerini Allah ve peygamber sevgisi doldurur. Orada bulunan kimseler geldiğinde ne kadar yorgun ve neşesiz olsalar da, meclisden ayrıldıklarında ne yorgunluk ne neşesizlikleri kalır. Çünkü gönlünden dünya kederi ve yorgunluğu çıkmış, yerine Allah, peygamber sevgisi yerleşmişdir, dinçdir, huzurludur.

Muhterem üstazımız Mahmûd Sami kuddise sirruh hazretlerinin Anadolu’dan gelen her müntesibine ilk sualleri:

“Nasıl, sohbetler yapılıyor ve âdabına dikkat ediliyor mu?” olurdu.

Hem sohbet yapılan hem de âdabının gereği yerine getirilen sohbetlerin tadı, zevki tarif edilemez. Çünkü orada bulunanlar huzur içine dalarlar. Bilhassa sohbet eden selâhiyetli bir kimse olursa. Onun tasarrufu ile dinleyenler arasında birbirlerine karşı sevgi, saygı, samimiyet, hülâsa her türlü tecelliler zuhur eder. Bunun zevkini alan kimse işini gücünü, ailesini, çoluk çocuğunu ihmâl ederse hataya düşer ve günahkârlardan olur.

Rabbımız Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri cümlemizi ince görüş ve feraset sahibi kullarından eylesin! Âmin.

Altınoluk Sohbetleri-5 s. 46-48