Hizmet sırf Allâh için yapılmalıdır. Niyet hâlis olmazsa sabun köpüğü üzerine yapılan binaya benzer. Bir türlü temel tutmaz. Hizmet ehlinin dikkatli olacağı hususlardan bir kısmı şunlardır:
1. İstikâmet ve ihlâs üzere olmak.
2. Hizmetini sırf Allah rızâsı için yapmak.
3. Yapdığı hizmetten şımarıp, kendini diğer insanlardan üstün görmemek, bu fırsatı verdiği için Allahü Teâlâ’ya şükretmek.
4. Daima kendi kusurlarını görmek.
5. Herkesi sevip herkesle geçimli olmak.
6. Mütevazı olup, kendini herkesten küçük görmek.
7. Hakarete maruz kaldığında, sabretmesini bilip, kinci ve hasûd olmamak.
8. Merhametli, affedici ve kabahat örtücü olmak.
* * *
Şunu iyi bilmeli ki, tarikat-ı âliyyede, havada uçmak, suda yürümek, uzak mesafeleri az zamanda kat etmek gibi şeylerin üzerinde fazla durulmaz. Asıl üzerinde itina edilecek şey, ihlâs, istikâmet ve şevkimizi artırmasını Cenâb-ı Hak’tan daimî olarak niyâz edeceğiz.
Manevî ders almakla şereflenen sâlik, kendisinin büyük ve ulvî bir vazife aldığını; ihlâs, sebat ve gayreti sayesinde istikbâlde büyük veliler derecesine çıkabileceğini kati olarak bilmelidir. Bu da ancak tek gayenin Allah rızası olduğunu bilip hayatının sonuna kadar kendisine bir makam, mansıp gibi bir şey beklemeden züll ü inkisâr, yani kırık kalp, tevâzu üzere kulluğu elden bırakmamakla gerçekleşebilir.
Bu ulvî yola gönül veren sâlik, iyi huy, hâl ve ahlâkça tekâmül edemezse, mânevî yolda ilerleyemez ve Cenâb-ı Hakk’a vâsıl olamaz.
Hak dostlarını cân u gönülden sevme arzusunda olalım. Gerçi sevmek, bir mevhibe-i ilâhiyye ise de bizler âcizliklerimizi itiraf ederek, kırık kalplerimizle Allah Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine niyaz ve istirhamda bulunur isek, Kerîm, Ganî, Rahîm olan Hak -celle ve alâ- Hazretleri, bu ibâdetlerin özü mesâbesinde olan muhabbet duygumuza nusret verir de, başta Fahr-i Kâinat Efendimiz olmak üzere bütün büyüklerimizi lâyıkı vechile büyük bir tazimle severiz ve bu şekilde kendisinin rızasını alırız.
Sabahleyin kalkınca ilk işiniz abdest almak olsun!.. Sonra da «İlâhî, ente maksûdî ve rızâke matlûbî: Allâh’ım, sen benim tek gâyem ve senin rızâna ulaşmak da benim yegâne isteğimdir!..» duâsını yapın. Böyle yaparsanız akşama kadar yaptığınız bütün işlere bu duânın bereketi gelir ve hepsi Cenâb-ı Hakk’ın rızâsına muvâfık olur, inşaallâh!.. Sâlih insanlarla arkadaşlık edin. Yoksa nefis her ân kayıp gitmeye meyillidir. Dünya bir misâfirhâne, bir devremülk; bugün var, yarın yok!.. Âhiret dağarcığına ne doldurabilirseniz, günde kaç kişinin gönlüne girip “Allah râzı olsun!” dedirtirseniz, kârınız o!..
Hak yolundaki sâlikler, tıpkı bir çiçek bahçesine benzerler, en nâdide çiçekler güller de bulunabilir, ısırgan otları, dikenler de. Güller, Hak yoluna ihlâsla tam yönelmiş, dedikodu gıybet bilmeyen, mütevazı, merhametli, herkesle geçimli, daima kendi nefislerinin hatalarını görenlerdir. Dikenler ise her ne kadar en ulvi yola kabul edilmiş iseler de, fıtraten zayıf oldukları için kendilerini güzel ahlâk ile bezeyemeyenlerdir.
İnsan seyr ü sülûke kendini verip de kalp uyanırsa, Allâh’ın izniyle, o zaman okuduğu Kur’an-ı Kerim’in mânâsını daha iyi anlar ve daha iyi çözer.