Gençlik ve Seher Vakti

Gençlik ve Seher Vakti

Her mü'minin seher vakti kalkıp secde etmesi, ibadet etmesi icab eder. "Çünkü seher vakti Allah ü Teâlâ'nın kullarına bahşettiği en mühim ikramıdır. Bütün Hak aşıklarının kışın sıcak yataklarını terkedip gönüllerini Hâlik Teâlâ'ya verdikleri kudsi, ulvi anlardır. Gözyaşları ile namaz, niyaz, istiğfar tefekkür, zikrullah ile nefislerinden çıkıp Rabbül âlemine samimiyetle iltica ettikleri demlerdir.

Seher vakti gafil zümrenin uyuduğu gönül sultanlarının samimiyet ve tevazu ile Rablarıyla hemdem oldukları bayramlarıdır. Manevi terakkiyat, ilerleme vesilesidir.

Bu öyle bir vakittir ki feyz-i ilâhî yağmur gibi semâdan nüzul eder. Seherîlerin kalplerinde tecelli eder. Bütün rûhaniyet ve melaike-i kirâm hazeratı da iştirak ederler."

Bu manevi ziyafetlerden istifade etmek isteyenin, gereğini yerine getirmesi lâzımdır. Ama seher vakitlerinde nasıl kalkacağız?

İlk önce hayatımızı mutlaka nizama koymalıyız. "Bunun için gece geç vakitlere kadar oturup seher vaktinin kıymetini bilmeyenlerden olmayalım.

Dünya işlerine fazla itina göstererek onlarla çokça meşgul olup azaları yorgun düşürmeyelim. Halkın arasına karışıp fuzuli, faidesiz sözler konuşmayalım. Cesedin rahatını sıhhatimizin devamını, erken yatmakla elde etmeliyiz. Erken yatar isek fuzulî konuşmaları önlemiş oluruz. Akşam yemeklerini hafif yemek hem dini, hem de tıbbi âdâbdandır. Midenin yemekle dolu olmaması da geceleyin kalkışa bir sebebdir. Yenilen yemeğin uyanık bir kalb ve zikri ilâhî ile yenilmesi geceyi ihya etmeye yardımcı olur. Mideye ağır gelen bir yemek kalb için daha fazla ağırlık meydana getirir.

Salihlerle ve sadıklarla ülfet edenlerin de gece ibadetlerine kolay kalktıkları müşahade edilmektedir. Gönüllerini Allah'a verenlerle beraber olmak suretiyle onların o güzel halleri, onların gönüllerinden bizim gönlümüze in'ikas eder. Bu suretle benliğimizde dünya sevgisi zail olur, ittika yolunu tutanlardan oluruz.

Seherlerde kalkanlar, rûhen inkişaf ettikleri için bir kuş gibi hafif olurlar, az uykuları kafi gelir, yemeleri de azalır, fuzuli konuşmaları da. Fazla uyuyanlarda ise ağırlık, sıklet ve atalet olduğu için daima sıhhatlerinden şikâyet ederler."

Bazı gençlerin hayatı nizamsız, istikrarsız oluyor. Bu sefer yapılacakların herbiri yarım kalıyor. Herşey nizamlı olacak.

İnsanın âilesi yok, bekârsa evine gider annesiyle-babasıyla güzelce vakit geçirir. Seher vakti gene vakitli kalkar ibadetini yapar. Bu hiçbir şeye mani değildir. Cesedin hakkı verildiği zaman vücud dinlenmiş oluyor gece ibadeti yapılmış oluyor. Gecenin ilk saatlerindeki uyku, vücudun dinlenmesi bakımından daha semerelidir. Gecenin geriye kalan diğer kısmını ibadetle geçiren müridin geceyi ihya etmesinden elde ettiği nimetler günün her anına yayılır ve gündüzü gecenin himayesinde olur. Bu ise kalbinin ilâhî nûrlarla dolu olması demektir.

Tüccarsa ticaretiyle meşgul olur, talebe ise okuluyla, dersleri ile seve seve ilgilenir. Talebelerin manevi olarak ağır vazifeleri olmaz, belki hazırlık dersleri vardır. Onu onbeş yirmi dakikada ifa eder sabah namazını kılar sonra dersine çalışmaya fırsat bulur. İnsan kendini ayarlarsa çok vakit bulur, ayarlamazsa vakit daralır, her işi layık-ı veçhile yerine getiremez. Böylece gündüzleri herkes işiyle gücüyle meşgul olacak, cemiyete faydalı olacak. Bir kul ki mahlûka faydasız birisidir, o makbûl değildir. Cenâb-ı Hakkı seven mahlûkatı sevecektir. Nizam-ı âlem böyle birbirini takip eder. İlmi varsa ilimle, mali vaziyeti müsaitse mali vaziyetiyle, bedeni müsaitse mesela gençler bedenle mahlûkata yardımcı olacaklardır.

Gençlerimiz; hem vazifemizi yapacağız, hem derslerimizi ihmal etmeyeceğiz hem de hizmet yoluna gideceğiz. Uysal olacağız geçimli olacağız, hüsnü ahlâk sahibi olmaya gayret edeceğiz. Kincilik, hasedcilik, çekememezlik maneviyatta, Müslümanlıkta yoktur. Bunlara dikkat edersek, bir taraftan inkişaf etmiş oluruz.