Zikrullah ve İnsan

Zikrullah ve İnsan

Allah Teala buyurur:

“- Beni zikrediniz, anınız ki, ben de sizi anayım. Bana şükredin ve küfre sapmayın. ” (Bakara: 152)

“- Allah'ı çok zikret, ve gece gündüz onu tesbih et. ” (Âl-i İmran: 41)

“- Allah'ı nefsinde, içinde huşu' ve korku ile an, gece gündüz açık gizli onu zikret, sakın gafillerden olma. ” (A'raf: 205)

“- İman edenlerin kalbleri ancak Allah'ın zikriyle mutmain olur. Kalbler ancak Cenâb-ı Hakkı anmakla mutmain olurlar. ” (Ra'd: 28)

Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurur: (Ebu'd-Derdâ r. anh'den)

- Ey ümmet ve ashâbım! Size amellerinizin hayırlısını, Allah yolunda amellerinizin en temizini, derecelerinizin en yükseğini, Altın ve gümüş sadaka vermekden ve düşmanlarınızla karşılaşıb sizin onların, onlarında sizin boyunlarınızı vurmalarından (cihaddan) daha hayırlı olanı haber vereyim mi?

Sahabe sordu:

- Nedir o ey Allah'ın Rasûlü?

Rasûl-i Ekrem Efendimiz buyurdu:

- Devamlı Allah'ı zikretmek.

Allahü teâlâ buyurur - kudsi hadis-:

Kim benim zikrimle meşgul olur ve bu meşguliyet yüzünden benden bir şey istemeğe vakit bulamazsa, ben ona isteyenlere verdiğimden daha fazîletlisini veririm.

- Kulum beni, kendi nefsinde anarsa ben de onu kendi nefsimde anarım. Topluluk içinde anarsa, ben de onun topluluğundan daha hayırlı bir topluluk içinde anarım. O bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir arşın yaklaşırım. O bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. Benim yoluma girerse,ben ona sür'atle icabet ederim.

Zikrullaha vâsıl olan her şeye kavuşmuşdur. Zikrullahdan mahrum olan da her şeyi kaybetmişdir.

Zikrullaha nail olan Allah'a kavuşmuşdur. O yüce nimeti tadamıyan ancak kışırda kalmışdır.

Kim Cenab-ı Hakkı kalben daimi olarak anabiliyorsa , o îkâna, yani kuvvetli imâna sahib olmuşdur. Rabb-ı teâlâyı büyük aşkla sevmişdir. Zikir hali devam etdikçe, manevi yollar açılmış, perdeler, hicablar kalkmışdır.

Zikrullah kalbin nuru, ruhun huzuru, gönlün cilâsı, aklın ölçüsüdür. Zikre devam edenin kalbi mâmûr, fiil ve ahlâkı güzel, ruhu sevinçli olur.

Zikrullaha devam eden, şen şakrak olur,hiç bir keder onda barınamaz. Zikrullaha devam edenler, dünyacılarla fazla ülfet etmezler, çünkü gafillerle ülfet etmek kalbe kasavet verir.

Kalb mademki nazargâh-ı ilâhidir,onu muhafaza etmek için çok dikkatli ve zeki olmak gerekir. Daima sâlih, maneviyatlı kimselerle ülfet etmek, onların meclislerinde bulunmak lâzımdır.

Mahmûd Sâmî -kuddise sirruh- :

- Allah'ı devamlı anmak ise kalbi yumuşatarak, hassas hale getirecek tasfiye edecek en birinci şarttır. Çünkü Cenâb-ı Hak :"Siz beni çok çok anın" buyurmuştur.

Zira az yapılan zikir kalbin yumuşamasına kâfi gelmez. Kalb çok zikirle yumuşar. Hiç bir şey buna mâni olmamalıdır. İnsanın mükerrem oluşu zikr-i daimi ile tecelli eder,beden bununla nurlanır, temizlenir. Her uzvun kendi zikri vardır. Bunlar hepsi bedenin zikrini ve devamlı huzur kazandığı zaman insan vücudu artık toprağın içinde çürümekden kurtulur. Cenâb-ı Hak âyet-i kerimelerde dâima çok zikretmeyi emretmişdir. Zira Allah'ı unutan kimse kendi nefsini de unutur. Hem de kendisini de unutturur. Allah unutmakdan münezzehdir.

Zamanımızda Zikrullaha devam etmek için tenhalara çekilmeye (Elhamdülillah ) ihtiyaç yokdur. Dünya meşgalesi mani değildir, yeterki gönlümüzü Rabbü'l-âlemîn hazretlerine bağlamasını bilelim, nisbetimizi, bağlılığımızı, kavileşdirib havatıra yer vermemeğe gayret edelim.