Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretleri buyurur: "Ey İnsan seni yokdan yaradan, düzgün yapılı ve endamlı kılan, sana ölçülü dengeli davranma imkânı veren (maddi, akli yapıda seni en üstün kılan) seni dilediği en güzel şekil ve biçimde terkib eden ihsanı bol Rabbına karşı seni aldatan nedir?"
"Evet, gerçek o ki: israrla dini yalanlıyorsunuz, şunu iyi bilin ki üzerinizde muhafızlık eden değerli katipler vardır. Onlar yapmakda olduklarınızı bilir yazar."
"İyiler muhakkak cennet içinde olurlar. Kötüler de cehennem içinde. Onlar en büyük mahkemenin kurulduğu kıyamet gününde oraya girerler. Onlar hiç bir şekilde ateşten uzak kalamazlar."
"Ceza günü nedir? Bilir misin? Nedir acaba o ceza günü, hiç kimsenin başkasına hiç bir hususda fayda ya da zarar vermeğe malik olmadığı gündür, o gün emir Allah'ındır." (el-İnfitar, 6-19)
Gene buyuruyor:
- Gök yarıldığı, Rabbini dinleyip ona yaraşır şekilde boyun eğdiği, yer uzatılıp düzlendiği, içinde bulunanları atıp boşaldığı, böylece Rabbını dinleyip ona hakkıyla itaat etdiği vakit (insanoğlu yapdıkları ile karşılaşır). Ey insan oğlu! Şüphe yok ki sen Rabbına doğru çaba göstermektesin (ve ona varacaksın) kimin kitabı sağından verilirse kolay bir hesabla hesaba çekilecek ve sevinçli olarak ailesine dönecek. Kimin hesabı arkasından verilirse, derhal yok olmağı tercih edecek ve alevli bir ateşe girecek. Bilinsin ki dünyada ailesi içinde (mal-mülk sebebiyle) şımarıkdı. (İnşikak, 1-13)
Bu âyet-i kerimelerde, dünyada zengin olup etrafına yardım etmeyen hodbin olarak yaşayan zenginliği kendisi için bir imtiyaz vesilesi kılan, yoksulları fakirleri hiç düşünmeyen kimselerin âhiretteki acıklı hali sergilenmektedir. Bu âyetlerden gerekli ibret dersi almayanlar, ölümle kendilerini azabın ve ateşin içinde bulacaklar. Halbuki onlar zenginlik ve refah halinin devam edeceğini yeniden dirildikleri takdirde dünyadaki durumlarına göre dirileceklerini sanıyorlardı. Sonuç umdukları gibi olmayacak.
Anlatıldığına göre Ömer İbni Abdilaziz hazretleri, bir gece namaz kılıyordu. Namazda, Fatihâ'dan sonra aşağıdaki âyetleri okumuşdu. Bu esnada çok hislendi. Ağlamağa başladı. Daha sonra aynı ayetleri tekrar tekrar okudu, hem de ağladı ve böylece sabahı etdi.
Okuduğu âyetler şunlardı:
- Boyunlarında, boyunduruklar ve zincirler bulunduğu halde ki onlar bu vaziyette önce sıcak suyun içinde sürüklenecekler, sonra da ateşde yakılacaklardır. (Mü'min, 71, 72)
Hakim kuddise sirruh buyurur ki:
- Şu üç şeyden başka bir şeye ihtimâm gösteren veya o üç şeyden başka bir şey için kederlenen kişi hüznü de süruru da bilmiyor demektir.
Bunlardan biri: Ömrünün imânlı olarak son bulup bulmayacağı hususunda kederlenmek ve endişelenmekdir. Kişi bu hususda kederlenmeli, endişelenmeli ve bu dünyadan imânlı olarak göçebilmek için her türlü gayret ve ihtimamı göstermelidir.
İkincisi; Allah'ın emirlerini tam olarak yerine getirip getirmediği hususunda kederlenip endişelenmektir. Kişi bu hususlara kederlenmeli, endişelenmeli.
Üçüncüsü: Hasımlarından yakasını kurtarıb kurtaramayacağı hususunda kederlenip endişelenmektir.
Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretleri buyurur:
"- Onlardan birine ölüm gelince, "Yâ Rab! beni dünyaya döndür de bırakdığım amellere mukabil iyi işler yapayım" der. Hayır, hayır! Bu onun diline doladığı bir sözdür. Haşrolunacakları güne kadar onların arkalarında berzah vardır. -dönemezler- Sûr üfürülünce, o günde aralarında nesebler kalmaz. Birbirlerinin hallerini araşdırıp soramazlar. Her kimin mizanı ağır gelirse, işte onlar, felâh bulmuşlardır. Her kimin mizanı (tartısı) hafif gelirse, işte onlar da kendilerini ziyana uğratmışlardır. Cehennemde daim kalırlar. Bunların yüzlerini ateş yalar da sırıtır, dururlar. Onlara, "Benim âyetlerim size okunurdu da onları yalanlar dururdunuz." denir, onlar da derler ki "Ey bizim Rabbımız! Şakâvetimiz -bedbahtlığımız- galebe etdi de sapkın bir kavim olduk. "Ey Rabbımız! Bizi buradan çıkar; eğer tekrar evvelki halimize -küfre dönersek kendimize zulm etmiş oluruz.
Allah buyurur ki "orada zelil ve hakîr bir halde susunuz; bir şey demeyiniz. Çünkü kullarımdan bir taife, Ey Rabbımız! İmân etdik, bizi yarlığa ve bize acı. Sen merhamet edenlerin hayırlısısın" dedikleri halde siz onları, o derece alaya aldınız ki, onlar size benim zikrimi unutturdular. Onlara gülerdiniz. Sabretdiklerinden dolayı bugün onları mükafatlandırdım. Onlar muradlarına ermişlerdir." (Mü'minûn, 99-111)
İnsan başı boş olarak yaratılmamışdır. Yapdıklarından bir gün hesaba çekilecekdir. Hesab günü hiç bir kimsenin kimseye faidesi, yardımı olmayacaktır. Herkes kendi hesabını kendi verecekdir.