Her Konuda İsrâfa Dikkat Etmek Bir Mü'minlik Vazifesidir

Her Konuda İsrâfa Dikkat Etmek Bir Mü'minlik Vazifesidir

İsraf; malı yok etmek, faydasız hâle getirmek, dine ve dünyanın mubah olan işlerine faydalı olmayacak şekilde sarf etmektir. Malı denize, kuyuya, ateşe ve elden çıkmasına sebep olan yerlere atmak, kullanılamayacak hale sokmak, kırmak, kesmek, ağaçtan meyveyi toplamayıp çürütmek, tarlayı hasat etmeyip ekinin helâk olmasına sebep olmak, hayvanları soğuktan, düşmandan korunacak yere koymamak, soğuktan sıcaktan ve açlıktan ölmeyecek kadar yedirmemek onların helâkine sebep olmaktır.

Yemeği bitirmeyip dökmek, ekmek kırıntılarını toplamayıp atmak da israftır. Masraf açıyor bahanesiyle her sene otomobil değiştirmek, ev eşyaları kullanılabilir vaziyette olduğu halde (mobilya perde vesaire) sebepsiz yere değiştirmek, ucuz su temini mümkün iken avuç dolusu para verip pet suyu içmek, lüzumundan fazla meyve suları ve emsali, hep israftır. En yakın yerlere gitmek için bile hep vasıta kullanmak, yürümemek hep israftır.

Evdeki yiyecek maddelerini ister yemek, ister meyve vesâireyi muhafaza etmeyip çürütmek, kokutup atmak, lüzumundan fazla yemek ve meyve çeşidini bir seferde yemek hep israf cümlesindendir. Sigara kullanmak, hele lüks pahalı Avrupa sigaraları kullanmak, lüzumsuz yere gösteriş için sık sık elbise diktirmek ve gene gösteriş için çok para harcamak hep israftır.

Evlerimizde sarfedilen suların, kullanılan elektriklerin haddi hesabı yok. Merhum pederim hayatta iken evimizde yalnız, oturduğumuz odanın elektriği kullanılırdı. Eski hayır sahipleri bu hususlarda çok dikkatli idiler.

Bursa’nın hayırseverliği ile meşhur merhum Hacı Rasûl Zade Mehmed Efendi de bu hususlarda çok dikkatli idiler. Şeriatın “göl kenarında dahi abdest alırken, suyu israf etmeyiniz” emrini her hallerinde tatbik ederlerdi. Ya içme suyu israfı ne olacak? İstanbul’da her sokak başında, içme suyu istasyonları kuruldu. İstanbul’un terkos suları leziz ve içilmeye müsaittir. Hem içilebilir hem de kullanılabilir.

Sonra lüzumlu lüzumsuz devamlı telefon konuşmaları yapılmaktadır. Hatta şimdi cep telefonları çıktı. Kolayca konuşulduğu için çok rağbet görüyor. Beş misli ücretli olmasına rağmen, fakir zengin herkes onunla görüşüyor. Yani kimsenin umurunda değil. Çocukluğumuzda, en zarûrî hususlarda gayet kısa konuşmak şartıyla telefon açılırdı. Hastalıklarda doktor temini yahut mühim ticari mevzular için.

Evvelce telefon görüşmesi altmış para olduğu halde böyle idi. Herkes su, elektrik ve telefon faturalarının yüklü olduğundan şikâyetçi oldukları halde, kimse akıllılık edip de bu nesnelerde iktisat yolunu tutup, az kullanma yoluna gidemiyor. İsrafın miktarı ne olursa olsun zararı büyüktür. İsraf gene israftır.

Küçük zannedilen şeyler yan yana geldiği zaman, büyük rakamlar, değerler meydana gelir. “Damlaya damlaya göl olur” atasözü meşhurdur. Dakikada on damla kaçıran musluk, ayda yüz yetmiş litre su akıtmış olur. Büyük bir nimet olan malı israf etmek, kötü yollarda kullanmak, Allah Teâlâ’nın nimetini hakir görmek, nimete kıymet vermemek, nimeti elden kaçırmak, küfran-ı nimet etmek, şükretmemek olur. Bu da Cenâb-ı Hakk’ın gazabına sebep olur. Böyle olunca da malın bereketi kalkar. Böyle kimselerin iki yakaları bir araya gelmez

Sâdık Dânâ-Altınoluk Sohbetleri-5, s.222- Erkam Yayınları