Bu yazılar, kalbin ehemmiyeti hakkında uyanık olmamızı ihtar mahiyetindedir.
Hulus-i kalb ile yapılan her niyet ve amelin Hak katında kabul olacağına elhamdülillah inanıyoruz.
Kalb-i selime vâsıl olanlar ile hilm sahibleri, kalb kırmamak, incitmemek hususunda çok hassasdırlar. Kaba ruhlu, pervasız kimselerin gönül alma işinde nasipleri pek az olur. Allah teâlâ ve tekaddes hazretleri, Musa kelimullah hazretlerini Fir’avn’a gönderirken leyyin, yumuşak bir lisanla konuşmasını emir buyurmuştur.
Demek ki dostla, düşmanla görüşürken mülâyemete dikkatli olacağız, hilmiyet, yumuşaklık güzel ahlâkdan bir şubedir.
Sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretleri buyururlar:
Ğ Halim olanlar, dünyada ve ahiretde büyük ve muhteremdirler.
Ğ Hilm, nübüvvete yakın bir faziletdir. (Kenzü’l-İrfan)
Sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz buyurur:
Ğ Şüphesiz Allah, rıfk, mülâyemet ve itidal sahibidir. Ve rıfk, mülayemet ve itidal ile muamele edilmesini sever, rıfk mülâyemet ve itidal ile yapılan muameleye verdiği mükâfatı, şerlikle yapılan muameleye vermez.
Gene Fahr-i Kâinat efendimiz buyururlar:
Ğ Allah teâlâ ve tekaddes hazretleri, bir hane halkı için hayır murad etdiği zaman, onlara birbirlerine, rıfk, mülayemet ve itidal ile muamele etmelerini nasib eder, eğer rıfk, mülayemet ve itidal yaratılmış bir varlık olarak görünmüş olsaydı, insanlar ondan daha güzel bir şey göremezlerdi. Eğer sert muamele de yaratılmış bir varlık olarak görünmüş olsa idi, insanlar ondan daha çirkin bir şey göremezlerdi. (Gafletten Kurtuluş)
Derûnî, ahlâkî yönden Sallallahu aleyhi ve sellem efendimize uymak, ittiba etmek, ibadetlerin en faziletlilerindendir.
Muhterem Mahmud Sami Ramazanoğlu hazretleri, herkese karşı bilâ-istisnâ, nezâket ve yumuşaklıkla muâmele ederlerdi. Hayatları süresince hiç kimseye sert çıkışdığı ve kalb kırdığı görülmemiştir. İfrattan, tefritden çok sakınırlar, her hususda orta halli, yani itidal üzere hareket ederlerdi.
Ya Rab! Bizleri sevgili Habibin ve sevdiklerin hörmetine;
İlim ile gâni eyle.
Hilm ile ziynetlendir.
Takvâ ile şereflendir.
Afiyet ile güzelleşdir.
Allahü teâlâ ve tekaddes hazretleri buyurur:
“- Dünya hayatını ve güzelliklerini isteyenlere, orada işlediklerinin karşılığını tastamam, veririz. Onlar orada bir eksikliğe de uğratılmazlar. İşte onlara âhirette ateşten başka bir şey yoktur. İşledikleri şeyler orada boşa gitmiştir. Zaten yapmakta oldukları şey batıldır.” (Hûd, 15/16)
Ebû Zer radıyallahu anh şöyle demiştir:
Ğ Bir defa ben Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem ile beraber giderken şöyle buyurdu:
Ğ Dünyada servet sahibi olanların, âhirette sevabları azdır. Yalnız sağına soluna (çevresindekilere) yardımda bulunup hayır yapanlar müstesnâdır. (Rikak, 13)
Altınoluk Sohbetleri-3, Sâdık Dânâ, s. 136-138